Periyot-Grup  Konu Anlatım Videosu 

Peiryodik Tablonun Tarihsel Gelişimi  Konu Anlatım Videosu

Peiryodik Tablonun Özellikleri  Konu Anlatım Videosu 

Periyodik Tabloda Yer Bulma  Konu Anlatım Videosu

Kimyasal Bağlar  Konu Anlatım Videosu 

Elementlerin Sınıflandırılması Konu Anlatım Videosu

pH Ölçeği  Konu Anlatım Videosu 

Asitler ve Bazlar Konu Anlatım Videosu

Asit Yağmurları    Konu Anlatım Videosu

Kimyasal Tepkimeler    Konu Anlatım Videosu -1

Kimyasal Tepkimeler    Konu Anlatım Videosu -2

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-1

  1. Periyodik Tablonun Tarihsel Gelişimi

Aynı tür atomlardan oluşan maddelere element denir. Günümüzde 100'ün üzerinde element vardır.

 

 

Bilim insanları bilimsel araştırmalarda ve uygulamalarda kolaylık sağlaması için elementleri; fiziksel hal, yumuşaklık, sertlik, iletkenlik, yalıtkanlık, iyon yükü gibi benzer özelliklerine göre sınıflandırmıştır.

 

Elementlerin Sınıflandırılması İle ilgili Çalışma Yapan Bilim İnsanları

 

Joharın Döbereiner

Bu konuyla ilgili ilk çalışmayı 1829 yılında Joharın Döbereiner, benzer özellik gösteren elementlerden üçlü gruplar oluşturarak gerçekleştirmiştir.

Lityum, sodyum, potasyum benzer özellikler gösterdiği için bir grup oluşturuyordu.

Alexandre Beguyer de Chancourtois

Benzer fiziksel özellik gösteren elementleri dikey sıralarda olacak şekilde sarmal olarak sıralamıştır.

Bu listede elementlerin dışında bazı iyonlara ve bileşiklere de yer vermiştir

John Newlands

 

 

 

 

 

 

 

 

 

John Newlands, o devirde bilinen 62 elementi artan atom ağırlıklarına göre sıralamıştır.

İlk 8 elementten sonra benzer fiziksel ve kimyasal özelliklerin tekrar ettiğini fark etmiştir.

 

"Bir numaralı elementten sonra gelen sekizinci element ilk elementin bir çeşit tekrarıdır; tıpkı müzikte bir oktavın sekizinci sesi gibi.."

J.Newlands (1864)

Dimitri Ivanovic Mendeleyev – Lothar Meyerz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mendeleyev ve Meyer birbirlerinden habersiz, aynı dönemde elementleri sınıflandırmış ve aynı sıralamayı bulmuşlardır Ancak Meyer elementleri benzer fiziksel özelliklerine göre sıralarken, Mendeleyev bu sıralamada göz önünde bulundurmuştur. Mendeleyev oluşturduğu çizelgede elementlerin düzenli olarak yinelenen özellikler gösterdiğini fark etmiştir. Bu çizelge elementlerin birbirleriyle ilişkilerini yansıtmıştır. Örneğin; soldan sağa doğru gidildikçe element atomlarının proton sayıları; yukarıdan aşağıya doğru inildikçe element atomlarının katman sayıları artmaktadır. Bu sıralama günümüzde kullanılan elementlerin sınıflandırılmasına yakın bir sıralamadır.

Henry Moseley

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Günümüzde kullanılan modern periyodik sistemin temeli protonun keşfine dayanmaktadır. Henry Moseley elementleri, element atomlarının proton sayılarına (atom numarasına) göre düzenlemiştir.

Glenn Seaborg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son değişiklik Glenn Seaborg tarafından gerçekleştirilmiştir. Glenn Seaborg çizelgenin altına iki sıra daha ekleyerek periyodik sisteme son şeklini vermiştir.

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-2

     2.Periyodik Sistem

Elementlerin belirli bir düzene göre sıralandığı, element atomları ile ilgili bilgiler içeren çizelgeye periyodik tablo denir.

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

>Periyodik tablodaki satırlara PERİYOT denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

> Periyodik tabloda toplam 7 adet periyot bulunur.

>1.periyotta Hidrojen ve Helyum olmak üzere sadece iki tane element bulunur.

 

 

                                                                                    

>  Periyodik tablodaki sütunlara GRUP denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                        

> Periyodik tabloda 8 tane A grubu ve 10 tane B grubu olmak üzere toplam 18 tane grup bulunur.

 

 

NOT:

Aynı grupta bulunan elementler benzer kimyasal özellik (elektron almaya veya vermeye yatkınlık, sertlik, parlaklık, iletkenlik gibi) gösterirler.

 

                                                                                    

 

 

> Periyodik tabloda soldan sağa gidildikçe:

  • Atom numarası artar.

  • Kütle numarası (atom ağırlığı) artar.

  • Elektron alma eğilimi artar.

  • Metalik özelliği azalır.

  • Ametalik özellik artar.

  • Atom çapı azalır.

  • Değerlik elektron sayısı artar.

 

 > Periyodik tabloda yukarıdan aşağıya inildikçe:

 

  •  Atom numarası artar.

  •  Kütle numarası (atom ağırlığı) artar.

  •  Elektron verme eğilimi artar.

  •  Metalik özellik artar.

  •  Ametalik özellik azalır.

  •  Atom çapı artar.

  •  Değerlik elektron sayısı değişmez.

 

> Periyodik tabloda yer bulma:

1. Nötr haldeki element atomunun proton ve elektron sayısı bulunur.

 

NOT:

He atomunun elektron dizilimi  )2 olmasına rağmen kararlı bir yapıda olduğu için He periyodik tablonun 1.periyot 8A grubunda bulunur.

2.Nötr haldeki element atomunun elektron dizilimi yapılır.

3.Elektron dizilimindeki katman sayısı elementin periyot numarasını, son katmandaki elektron sayısı elementin grup numarasını verir.

 

 

​Örnek:

 

 

 

 

 

 

 

 

 nötr halde verilen Lityum elementinin periyodik tablodaki yerini bulunuz.

 

 

​ 

 

NOT:

Periyodik tablodaki ilk 18 elementi öğrendiğimiz için elektron dizilimlerinde )2)8)8 sıralamasını bilmemiz yeterlidir.

                               

 

 

 

Örnek:​

Yandaki nötr haldeki bir atomun elektron dizilimi verilmiştir.

Verilen element atomunun periyodik tablodaki yerini bulunuz.

 
 
 
 

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-3

     3.Elementlerin Sınıflandırılması

Periyodik tablodaki elementler; iletkenlik, saydamlık, parlaklık, tel ve levha haline getirilebilme, fiziksel hal, elektron almaya yatkınlık, kırılganlık gibi benzer fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Metaller, ametaller ve soy gazlar olmak üzere üç sınıfa ayrılırlar.

Metaller:

>Periyodik tablonun sol kısmında yer alırlar. (H hariç)

>Oda koşullarında civa hariç katı halde bulunurlar.

>Isı elektriği iyi iletirler.

>Kırılgan değildirler, eğilip bükülerek şekil alabilirler. ( Tel ve levha haline getirilebilirler.)

>Yüzeyleri parlaktır.(Işığı yansıtırlar.)

>Kendi aralarında bileşik oluşturmazlar. Alaşım oluştururlar.(Lehim, bronz gibi...)

>Elektron vererek pozitif yüklü iyon (katyon) olma eğilimindedirler.

>Ametallerle elektron alış-verişi yaparak iyonik bağlı bileşik oluştururlar.

>İlk 18 elementten bilmemiz gereken metaller; Li, Be, Na, Mg, Al

> Bazı metallerin kullanım alanları; inşaatlarda, elektrik sanayinde, kuyumculukta, madeni para yapımında, beyaz eşya, ara sanayinde.

 

 

Ametaller:

>Periyodik tablonun sağ kısmında yer alırlar. (H hariç)

>Oda koşullarında katı-sıvı-gaz halde bulunabilirler.

>Isı ve elektriği iyi iletmezler.

>Kırılgandırlar, eğilip bükülemez şekil alamazlar ( tel ve levha haline getirilemezler.)

>Yüzeyleri mattır. (Işığı yansıtmazlar.)

>Elektron alarak negatif yüklü iyon (anyon) olma eğilimindedir.

>Elektron ortaklaşa kullanarak kendi aralarında kovalent bağlı bileşik oluşturlar.

>Metallerle elektron alış-verişi yaparak iyonik bağlı bileşik oluştururlar.

>İlk 18 elementten bilmemiz gereken ametaller; H, C, N, O, F, P, S, Cl

>Bazı Ametallerin Kullanım Alanları; kirlerin çözülmesinde, yüzme havuzların mikroplardan arındırılmasında, tuvalet ve lavabo temizliğinde, antiseptik, dezenfektan ilaç yapımında, içme suların mikroplardan arındırılmasında, tuzruhu yapımında kullanılmaktadır.

 

 

 

NOT:

Hidrojen elementi ametal olmasına rağmen atom numarası 1 olduğu için 1.periyot 1A grubunda yer alır.

 

Soygazlar (Asal Gazlar):

 

>Periyodik tablonun en sağ kısmında yer alırlar.

>Oda koşullarında tamamı gaz halde bulunurlar.

>Kararlı halde oldukları için elektron almaz veya vermezler.

>Bileşik oluşturmazlar. (Bağ yapmazlar)

>İlk 18 elementten bilmemiz gereken soygazlar; He, Ne, Ar

>Bazı Soygazların kullanım alanları; roket yakıtı, zeplin ve balonların şişirilmesinde , yarı iletken metalleri koruyucu gaz olarak kullanılmaktadır.

 
 
 
 

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-4

     4.Kimyasal Bağlar

Kararsız atomlar her zaman kararlı yapıda olmak ister. Atomun kararlı hale geçerken diğer atomlarla bir araya gelmesi sonucu kimyasal bağ oluşur. Kimyasal bağ oluşturan atomların fiziksel ve kimyasal özellikleri değişir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İyonik Bağ:

 

>Metaller ile ametaller arasında gerçekleşir.

>Elektron alışverişi ile gerçekleşir.

>Metaller son katmanlarındaki elektronlarını ametallere verirler.Böylece her ikisi de kararlı hale geçer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

> Kristal yapıdadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

>Sulu çözeltileri elektriği iletir.

 

Kovalent Bağ:

 

>Ametaller ile ametaller arasında gerçekleşir.

>Elektronların ortaklaşa kullanılması ile gerçekleşir.

>Son katmanlarındaki elektronlarını kararlı hale geçecek şekilde ortaklaşa kullanılır.

 

 

 

 

 

 

> Moleküler yapıdadır.

>Sulu çözeltileri elektriği iletmez.

 

>Dublet Kuralı:

Elementlerin kararlı hale geçmek için elektron alışverişi ile veya ortaklaşa kullanımı ile son katmanlarındaki elektron sayısını 2’ye tamamlama isteklerine Dublet Kuralı denir.

 

>Oktet Kuralı:

Elementlerin kararlı hale geçmek için elektron alışverişi ile veya ortaklaşa kullanımı ile son katmanlarındaki elektron sayısını 8’e tamamlama isteklerine Oktet Kuralı denir.

 

 

 
 
 

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-5

     5.Asitler ve Bazlar

 Asitler:

 

>Sulu çözeltilerinde H+ iyonu verirler.

                   HCl --> H+ + Cl

>Tatları ekşidir.

>Kayganlık özellikleri yoktur, yakıcıdırlar.

>Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.

>pH değeri 0 - 7 aralığındadır.

>Turnosol kağıdını kırmızıya çevirirler.

>Metil oranj damlatıldığında kırmızı renk verir.

>Fenolftalain damlatıldığında renksizdirler.

>Bazlarla tepkimeye girerek tuz ve su oluştururlar.

            Asit+Baz --> Tuz+Su

>Metallerle etkileşime girerek tuz ve hidrojen gazı oluştururlar.

           Metal+Asit -->Tuz+H2

 

>Asitlere örnek olarak; limon, portakal, erik, gazoz, süt, yoğurt, çilek, elma, sirke, aspirin, domates, tuz ruhu, akü sıvısı, idrar, mide asidi, yağmur suyu verilebilir.

 

En Önemli Asitler:

vHCl (Hidroklorik asit) Tuz Ruhu

vH2SO4 (Sülfürik asit) Zaç Yağı

vHNO3 (Nitrik asit) Kezzap

 

Bazlar:

> Sulu çözeltilerinde OH- iyonu verirler.

                NaOH -->Na + 𝑂𝐻-

>Tatları acıdır.

>Ele kayganlık hissi verirler.

>Sulu çözeltileri elektrik akımını iletir.

>pH değeri 7 - 14 aralığındadır.

>Turnosol kağıdını maviye çevirirler.

>Metil oranj damlatıldığında sarı renk verir.

>Fenolftalain damlatıldığında pembe renk verirler.

>Asitlerle tepkimeye girerek tuz ve su oluştururlar.

            Asit+Baz-->Tuz+Su

>Metallerle etkileşime girmezler.

>Cam, seramik, porselen gibi yüzeyleri matlaştırdığı için bulaşık deterjanı olarak kullanılırlar.

 

 >Bazlara örnek olarak; diş macunu, çikolata, mayonez, kabartma tozu, mide şurubu, şampuan, arap sabunu, kül cam silme sıvısı, çamaşır suyu verilebilir.

En Önemli Bazlar:

vNaOH (Sodyum hidroksit) Sud Kostik

vKOH (Potasyum hidroksit) Potas Kostik

vCa(OH) (Kalsiyum hidroksit) Sönmüş Kireç

>Baz ve asit özellikteki maddeleri belirlemek için belirteçler kullanılır. Aşağıda belirteçler ve asit-bazlarla oluşturdukları renklerin tablosu verilmiştir.

 

pH Ölçeği:

Bazı asitlerin ve bazların maddeler üzerinde oluşturduğu etki diğerlerinden fazladır. Bu farklı etkiler asitlik ve bazlık derecelerinin farklı farklı olmasından kaynaklanır. Bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçüm aletine pH ölçeği adı verilir. 0’dan 14’e kadar derecelendirilmiştir.

 

 

 

>pH değeri 7’nin altında olan maddeler asidik, 7’nin üstünde olan maddeler bazik özellik gösterir.

 

>pH değeri 7 olan maddeler ise nötr- dür. Asit veya baz özellik göstermezler. Saf su örnek olarak verilebilir.

 

>7’den 0’a doğru gidildikçe asitlik özelliği, 7’den 14’e gidildikçe bazlık özelliği artar. pH değeri 0’a yakın olan maddelere kuvvetli asit, 14’e yakın olan maddelere kuvvetli baz denir.

 

 

 

 

 

Asit ve Bazları Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

  

 

>Asit ve bazları gıdalardan uzak bir bölümde saklamalıyız.

 

>Çocukların erişemeyeceği yerlerde saklamalıyız.

 

>Cildimize temasını önlemek için eldiven kullanmalıyız.

 

>Herhangi bir kaza anında asit ya da baz ile temas eden yüzeyi bol su ile yıkamalıyız.

 

>Herhangi bir kaza anında en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeliyiz.

 

>Temizlik malzemelerini bir-biri ile rastgele karıştırmamalıyız.

 

Asit Yağmurları:

 

>Fosil yakıtları kullanılması sonucu açığa çıkan CO2, NO2 ve SO2 gazları atmosfere karışır. Daha sonra bu gazlar atmosferde rüzgarlarla taşınır ve su buharı ile tepkimeye girerek asit yağmurlarını oluşturur.

 

>Fosil yakıtlardan çıkan gazların atmosferdeki su buharı ile gerçekleştirdiği tepkimeler;

 

Kükürtdioksit + Su -->Sülfirik asit                 (SO2 + H2O -->H2SO4)

Karbondioksit + Su -->Karbonik asit             (CO2 + H2O --> H2CO3)

Azotdioksit + Su -->Nitrik asit                      (NO2 + H2O --> HNO3)

 

Asit Yağmurlarının Çevreye Verdiği Zararlar:

>Suların asit dengesini bozarak orada yaşayan canlıların olumsuz etkilenmesine sebep olur.

 

>Topraktaki mineral oranını düşürür. Bitkilerin beslenmesini etkiler.

 

>İnsanlarda solunum yoları, akciğer kanseri, astım gibi hastalıklara neden olur.

 

>Metal yüzeylere zarar verir.

 

>Taş ve mermerden yapılmış tarihi eserler yıpranır.

 

 

 

 

Asit Yağmurlarını Önlemek İçin Yapılması Gerekenler:

 

> Kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar yerine doğal gaz gibi daha temiz yakıtlar kullanılmalıdır.

 

>Fabrika bacalarına filtre takılmalıdır.

 

>Yenilenebilir enerji (güneş, su, rüzgar vb.) tercih edilmelidir.

 

>Toplu taşıma tercih edilmelidir.

 

>Araç bakımları zamanında yapılmalıdır.

 

>Kirli havalara dayanıklı bitki türleri yetiştirilmelidir.

 

 
 
 
 
 

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-6

     6.Kimyasal Tepkimeler

İki veya daha fazla maddenin bir araya gelerek ve kendi özelliklerini kaybederek yeni madde oluşturmasına kimyasal tepkime denir.

 

Kimyasal Tepkimelerde Bağ Kırılımı ve Bağ Oluşumu:

Kimyasal tepkimelerde molekülleri bir arada tutan bağlar kopar ve başka atomlarla yeni bağlar oluşur.

 

Aşağıda, hidrojen ve oksijenin kimyasal tepkimeye girmesiyle suyun oluşumu sırasında gerçekleşen bağ kırılımı ve bağ oluşumu modelle gösterilmiştir.

 

 

 

Kimyasal ve Fiziksel Değişimler:

*Maddelerin dış yapısında meydana gelen değişmelere fiziksel değişme denir.

>Maddelerin kimliği ve tanecik yapısı değişmez.

>Kırılma, parçalanma, çözünme, hal değişimi gibi olaylar sonucu fiziksel değişme gerçekleşir.                                                               

Örnek; buzun erimesi, kağıdın yırtılması, gökkuşağı oluşumu, sabunun kirleri çözmesi…                                                                            

 

*Maddelerin iç yapısında meydana gelen değişmelere kimyasal değişme denir.

>Maddelerin kimliği ve tanecik yapısı değişir.

>Çürüme, paslanma, yanma, küflenme gibi olaylar sonucu kimyasal değişme gerçekleşir.

Örnek; çorba pişirilmesi, mumun yanması, elmanın çürümesi, sütten peynir elde edilmesi…

 

NOT: Kimyasal tepkimeler sonucu maddelerde hem fiziksel hem de kimyasal değişim gerçekleşir.

 

Kimyasal Tepkime Denklemlerinin Yazılması:

1.Denklemin sol tarafına tepkimeye giren maddeler, sağ tarafına ise oluşan ürünler yazılır.

2.Giren maddeler ile ürünler arasına ‘-->’ işareti koyulur.

3. Eğer birden çok ürün veya giren madde varsa ‘+’ işareti ile ayrılırlar.               

 

Kimyasal Tepkimelerde Maddelerin;

 

 

Değişir;

ØFiziksel hal ve özellikleri (renk, koku, tat)

ØToplam molekül sayısı

ØAtomların elektron sayısı ve düzeni

 

 

Değişmez;

ØAtom sayısı ve cinsi

ØToplam kütle

ØToplam proton, nötron, elektron sayısı

  

Yanma Tepkimeleri:

Bir maddenin oksijen gazı ile tepkimeye girerek yeni bir ürün meydana getirmesi tepkimelerine yanma tepkimeleri denir.

>Bazı yanma tepkimeleri alevli gerçekleşir. (Kağıdın yanması, kömürün yanması…) Kısa sürer.

>Bazı yanma tepkimeleri alevsiz gerçekleşir. (Demirin paslanması, besinlerin sindirilmesi…) Uzun sürer.

 

Bazı yanma tepkimeleri;

 

Demirin paslanması:  

3Fe + 2O2 → Fe3O4

Mg metalinin yanması:  

2Mg + O2 → 2MgO

Suyun Oluşumu:  

2H2 + O2 → H2O

NOT: Bir tepkimenin yanma tepkimesi olduğunu anlayabilmek için mutlaka girenlerde oksijen (O2) molekülü olup olmadığına bakılmalıdır. 

 

 

Nötrleşme Tepkimeleri

Asitler ve bazların tepkimesi sonucu tuz ve su oluşur. Bu tepkimelere nötrleşme tepkimesi denir.

Bazı nötrleşme tepkimeleri;

 

 

 

 

 

NOT:  Bir tepkimenin nötrleşme tepkimesi olduğunu anlayabilmek için mutlaka girenlerde asit ve baz molekülü olup olmadığına bakılmalıdır.

Kimyasal Tepkimelerde Kütlenin Korunumu:

Kimyasal tepkimelerde önceki kütle ile tepkime sonrası oluşan maddelerin kütleleri toplamı eşittir.

 

 

ÖRNEK:

                 2X + 3Y → X2Y3

Yukarıdaki kimyasal tepkimeye 36 g X maddesi girmiş X2Y3 50 g maddesi oluşmuştur. Buna göre tepkimeye kaç g Y maddesi girmiştir?

ÇÖZÜM:

Bir tepkimede toplam kütle değişmez. Yani tepkimeye giren maddelerin toplam kütlesi kadar ürün oluşur. Yani oluşan X2Y3 maddesinin kütlesi 2X ve 3Y maddelerinin kütleleri toplamına eşittir.

Cevap:  50-36=14 g Y  maddesi tepki-meye girmiştir.

 

ÖRNEK:

               S + O2 → SO2

Yukarıda verilen tepkime gerçekleşirken tepkimeye giren maddelerin tamamı harcanmaktadır. Buna göre;                                 

a) S ve O2 kütle zaman grafiğini çiziniz.            

b) Toplam kütle zaman grafiğini çiziniz.    

c) SO2 ’in kütle zaman grafiğini çiziniz.

ÇÖZÜM:

Kimyasal tepkimelerde giren maddeler harcandığı için kütleleri azalır, ürünler ise oluşacağı için kütleleri artar. Toplam kütle ve atom sayısı değişmez.

 
 
 

Maddenin Yapısı ve Özellikleri-7

     7.Türkiye'de Kimya Endüstrisi

Kimya sektörü, ülkemizde ithalata bağımlı durumdadır. Kullanılan ham maddenin yüzde 70’i ithal edilmekte, %30’u ise yerli üretimle karşılanmaktadır.

Türk kimya endüstrisi, ağırlıklı olarak petrokimya, sabun, deterjan, gübre, ilaç, boya-vernik, sentetik elyaf, soda gibi çeşitli kimyasal ham madde ve tüketim ürünlerinin üretiminin gerçekleştirildiği tesislerden oluşmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmaların önemli bir kısmı küçük ve orta ölçekli işletmeler olmakla birlikte, büyük ölçekli firmalar ile çok uluslu şirketler de faaliyet göstermektedir.

 

Türkiye Kimya Sanayi İthalat ve İhracat Toplamı Milyon $

 

 

 

Kimya Endüstrisinin Gelişimi:

 

>Osmanlı döneminde sabun ve temizlik malzemeleri üretimi dışında kimya sanayi tesisi bulunmamaktadır.

> Cumhuriyet’in ilanından sonra bazı kimyasal şirketlerin kurulması ile ; patlayıcılar, tıp malzemeleri, tarım kimyasalları, matbaa mürekkebi, ve tekstil boyaları üretilmeye başlanmıştır.

>1960-80 yılları arasında devlet eliyle petrokimya, organik ve inorganik temel kimyasallar ve gübre üretimi gibi yüksek yatırım gerektiren alanlara yatırımlar gerçekleştirilmiştir.

> 1980’lerden itibaren uygulanan ihracata dayalı politikalarla birlikte sektör, günümüzdeki gelişmişlik derecesine ulaşmıştır.

 

Kimya Endüstrisi Meslek Dalları:

 

Gıda mühendisliği, biyokimya uzman tıp doktorluğu, ziraat mühendisliği, kimyager, eczacı, petrol mühendisi.

 

© 2017 Mehmet HOCA